28 Temmuz 2013 Pazar

ORMAN YANGINLARI

ORMAN YANGINLARI
İsmail KARA
Ülkemizde her yıl hektarlarca ormanımız çıkan yangınlarla yok oluyor. Başka bir deyişle aziz vatanın akciğerleri iflas ediyor.
            Her yıl nisan ve mayıs aylarına geldiğimizde, bir hüzün kaplıyor içimi ve kara kara düşünmeye başlıyorum; acaba bu yıl ne kadar ağacımız yanacak diye…
Yalnız kendi ülkemizde değil, dünyanın neresinde olursa olsun, orman yangını haberlerini duyduğum zaman, tüylerim diken diken olmakta, renkten renge girmekteyim. Hatta çoğu kez gözlerimden yaşlar dökülüyor, yüreğimden adeta bir yerler sökülüyor.
Orman doğanın en güzel süsü, en verimli bitki örtüsüdür. Bulunduğu yerlere bereket, yağmura, toprağa harekettir. Onu kasten, ya da ihmalle yakmak; vatana, dünyaya, insanlığa ihanettir. İhaneti bir yana bırakın, cinayettir.
Ormanlar, hatta tüm ağaçlar milletin ortak malıdır. Bizlere emanettir. Milli geleneklerimize göre, herkes kendi varlıklarından ziyade emanetlere daha iyi sahip çıkar, daha iyi korur. Fakat, son zamanlarda bunu görmek zor.
Nisan ayı bitiyor, mayısla biraz daha sıcak günler başlıyor. Benim kafamda bir telaş, aldı başını gidiyor. Acaba bu yıl da ormanlarım yanacak mı? Allah’a dua ediyorum; onlar yanmasın ve beddua ediyorum, orman yakan onmasın!
Kapımız ve eşiği ağaçtan... Kalemimiz, kitabımız, defterimiz ağaçtan. Çoğunlukla evimizin tavanı, tabanı, penceresi ağaçtan… Her yanımızda ağacın eseri var. Ormansız, ağaçsız her yer insanlara dar. Ağaca, ormana her zaman muhtacız. Onlar bize yar.
Ormanlarımız, vatanın sadece akciğerleri değil, aynı zamanda kalbidir. İnsanlar nasıl akciğersiz, kalpsiz yaşayamazsa; vatan da, ağaçsız, ormansız olamaz, yaşayamaz. Ormansız, ağaçsız bir ülke çöl olur. Onlar çoğalıp gürleştikçe her yer gül olur.
Ormanlarımız böylesine yok olmaya devam ederse, gelecekte çocuklarımız, ecdatlarına lanet okuyacak ve onları belki de şöyle yâd edeceklerdir;

Ormanlarını yakan
Bir ırkın ahvadıyız.
Bizi çöllere atan
Atalar evladıyız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder