1 Mayıs 2015 Cuma

BEN ÇOCUK OLSAYDIM

Ben çocuk olsaydım eğer
Kav çakmak satardım
Bulut amcalara
Pamuk şekeri alırdım yerine
Patlamış mısır alırdım

Ben çiçek olsaydım eğer
Hiç saksı giymezdim ayağıma
Ödünç kaynak alırdım
Güvercin teyzemden
Barış uçardım üstünüze

Ben ırmak olsaydım eğer
Altıma saklamazdım ayaklarımı
Öyle yaklaşmazdım denize
Düşmana yaklaşır gibi
Sürüne sürüne

Ben tüfek olsaydım eğer
Patlamazdım kimsenin üstüne
Bir tetiğimden utanırdım
Bir de eğri parmağından
İnsan amcaların

Ali Yüce


TRAFİK OLAYLARI VE BİZ
     İsmail KARA
      Ülkemizde günde ortalama 12 kişinin öldüğü, 555 kişinin yaralandığı trafik olaylarında son on yılın bilançosu oldukça ağır.
      Dikkat ederseniz “trafik kazaları” demedik. Çünkü, kaza ile olay arasında önemli bir farklılık var. Kaza; kimsenin el ayak ve iradesi olmadan meydana geliyor. Uzmanlar trafik olaylarının ancak % 5’inin kaza tanımına girdiğini, % 95’inin ise kişisel nedenlere dayalı olduğunu belirtiyorlar. Bu kişisel nedenlerin başında da;
      -Uykusuz veya alkollü araç kullanma,
      -Trafik kurallarına, işaret ve levhalarına uymama,
      -Aşırı sürat,
      -Hatalı sollama geliyor.
      Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığının yaptığı açıklamaya göre son on yılda (2004-2013) meydana gelen trafik olaylarında;
      *42.447 kişi öldüğü,
*2.026.986 kişi yaralandığı,
      *9.553.227 liralık maddi hasar meydana geldiği belirtiliyor. Aslında, burada belirtilen ölü sayısı, olay anında ölenlerin sayısıdır. Yaralanıp sonradan ölenler bu kayıtta yer almıyor. Olay anında ölenlerin % 50’si kadar da yaralılardan daha sonra öldüğü birçok açıklamada yer aldığına göre bu rakama % 50 eklediğimizde ölü sayısı; (42447+21223=)63.670 kişi dolayına çıkıyor.
       Nüfus sayımlarına göz attığımız zaman görürüz ki, bu rakamlar orta büyüklükteki birçok şehir merkezi nüfusuna eşittir. Yani on yılda bir şehrin nüfusu kadar insanımız trafik kurbanı oluyor.
       Savaşlarda bile bu kadar çok insan ölmüyor. Ben bir dergide her ay trafik olaylarını yazıyordum ve o sayfaya Trafik Meydan Muharebesi  adını vermiştim. Gerçekten pek çok savaşta böylesi zayiat olmamıştır. Örneğin 4 yıl süren İstiklal Savaşında 9.137 şehit verilmiştir (ki bu trafikte iki yılda verilen ölü sayısının bile altındadır).
       Peki, bunu nasıl önleyecek ve bu zayiatı en aza nasıl indireceğiz?
       Kısmen caydırıcı olmakla birlikte cezai önlemler yeterli olmuyor. Olay, ancak insanların kafasında biter. Bu da iyi bir eğitimle sağlanır. Kişi yaptığı, yapabileceği trafik olayı ile nelere yol açabileceğini kafasına iyice yerleştirmelidir.
       Kendine, ailesine; ölüm, yaralanma, ilelebet sakat kalma ve büyük maddi kayıplar verebildiği gibi, hiçbir suçu olmayan başka masum insanlara da aynı zararları verebilmektedir.

       Değerli vatandaşlarım kullandığınız araç çocuk oyuncağı değildir. Her zaman dikkatli olun! Canınıza, ailenize, malınıza sahip çıkın! Başka masum insanların da zararlarına sebep olmayın!

26 Nisan 2015 Pazar

ESKİ TÜRK SECİYE VE AHLÂKI

ESKİ TÜRK SECİYE VE AHLÂKI
                                                                                  İsmail KARA
      Eski Türk ve seciye ve ahlâkı, Hristiyan batı dünyasının fevkalade üstündedir. Türkler gittikleri, girdikleri her yere hem ahlâkı değerlerini, hem de diğer kültürlerini götürmüş ve aşılamışlardır.
      Onlar, Türklerden öğrendiklerini daha da geliştirip, ileri seviyelere götürmeyi bilmişlerdir.
      Türk ülkelerinde gerek görevle, gerekse başka nedenlerle uzun süre kalan batılı araştırmacı ve yazarlar; yazılarıyla veya söylemleriyle Türkler hakkındaki görüş ve düşüncelerini kendi ülkelerinde de yaymışlardır.
      Ünlü tarihçi İsmail Hami Danişmend, bu tür yayınları derleyerek, “Eski Türk Seciye ve Ahlâkı” adlı eserini meydana getirmiştir. Meraklılara bu eseri okumalarını öneririm. Eserden bazı alıntıları aşağıda sunuyorum.
      “Türklerin millî gururları çok kuvvetlidir” (D.Gorgiades)
      “Türklerde yalancılık, cinayet ve hilekarlık yoktur” (Lord Byron)
      “Birbirlerine karşı dürüst ve müşfiktirler” (B.De La Brouksiere)
      Günümüzde sözü, senedi bırakın, ticari hayatta kullanılan ve paradan sonra gelen bir zamanlar en geçer olan “çek” e bile güvenilmiyor.
      “Türk’ün sözü dünyanın en sağlam senet ve imzaları kadar muteberdir” (Th.Gatuier)
      “Türk, kendisine itimat edeni asla aldatmaz, sözüne sadakati dinî bir vecibe telâkki eder” (Cesar Vimercati)
      “Her türlü eşya makul fiyatlarla satılır. Türk’e pahalı mal satmak isteyen biri çıksa, ya orada dövülür, yahut adaletin huzuruna çıkarılarak değnek cezasına mahkûm edildikten başka tazminat da ödettirilir” (Thevont)
       Bir başkası da yine Türkler arasındaki sosyal yaşama değinen şu sözleri söyler;
       “Komşularını sever, muhtaçların yardımına koşar, gayri meşru kazançtan ve tefecilikten nefret eder, fuhuşa da asla tevessül etmezler” (G.Murray) 
       Ben bunları yazdım diye kimse sanmasın ki, Osmanlıya özlem duyuyorum. Dikkat edilirse, hep Türklerden söz ediyorum. Ülke adı ne olursa, tarihte Türk toplumları genelde  “asil insanlar” toplumlarıdır.
       Ahlâki değerlere gelince; bütün dünyada tekniğinin olumlu gelişimine paralel, ilerlemesi gerektiği halde, aksine erozyana uğramaktadır.
       Durum ülkemizde de aynıdır. İletişimin çok hızla yayıldığı zamanda Türklerin de bu olumsuz gelişmeden etkilenmemesi düşünülemez.
       Fakat, ne olursa olsun; diğer ülkelerdeki olumsuz gelişmelere karşı
direnmek ve Türk’e yakışmayan hareket ve davranışlardan uzak kalmaya da azamî gayreti göstermeye çalışmamız lâzımdır.

9 Nisan 2015 Perşembe

RIZA AKDEMİR'İ RAHMETLE ANIYORUZ

    RIZA AKDEMİR’İ ANIYORUZ
        (1930 Rize – 09.04.2012 Ankara)

     Şair-yazar, E.Vali Rıza Akdemir üstadımı ölüm yıldönümünde bu gün rahmetle anıyoruz.
     Şair ve yazarlığının dışında hem beyefendi bir insan, hem de çok iyi bir hatipti. Gerek toplantılarda, gerekse konferanslarında; dinleyenlerin dikkatini kuvvetli bir mıknatıs gibi üstüne çekerdi. Sohbetlerine doyulmazdı.
     Çok güzel şiirler yazar ve de çok güzel şiir okurdu.
     O’nunla ilkin bir şiir toplantısında tanışmıştım. Daha sonra bu bir arkadaşlığa dönüştü diyebilirim. Bazı şiirlerini el yazısıyla önce bana verdiği zamanlar olmuştur.
     Akdemir’in 25 kitabı yayınlandı. Bunların dışında birçok ünlü dergide yayınlanan makaleleri de vardır.
     Bir süre İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği)’da başkan yardımcılığı ve başkanlık yaptı.
     Meslekî hayatına gelince; Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olunca Samsun’ da maiyet memuru olarak göreve başladı. Devlet Lisan Sınavını (Almanca) başarıyla verip, kaymakamlık kursunu da pekiyi derece ve birincilikle bitirdi. Reşadiye, Artova, Sarız, Olur ve Niksar  kaymakamlıklarında bulundu. 1975 de Siirt Valiliğine tayin edildi. 1976 da İçişleri Bakanlığı Özlük İşleri genel müdürlüğüne getirildi ve daha sonra müsteşar yardımcılığına yükseltildi. 1993 yılında Balıkesir Valiliğine atandı. 1995 yılı sonlarında emekliye ayrıldı.
     Eşi Dr.Nermin Akdemir’in vefatından bir yıl kadar sonra 09.04.2012 tarihinde Ankara’da vefat etti.     
     Ölüm yıldönümünde rahmetle anıyoruz.


       

8 Nisan 2015 Çarşamba

ADAY OLAMAYINCA İNTİHAR ETTİ

ADAY OLAMAYINCA İNTİHAR ETTİ

Bingöllü işadamı Celal Ayrancı, AKP’den
Milletvekili aday adayı idi.
Milletvekili aday listelerinin açıklanmasını
takiben, listede yer almadığını öğrenince
Ankara Rixos otelde tabancasıyla intihar
Etti. Ayrancı, dün Bingöl’de gözyaşları

arasında toprağa verildi.  

BİR GÜN KOKAR (İsmail KARA)

   BİR GÜN KOKAR
                                                                                      İsmail KARA
    Bazen eski zamanları özlüyor, arıyorum.
     Çocukluk günlerim, gençlik yıllarım; bir sinema şeridi gibi hayatım, gördüklerim, yaşadıklarım canlanıyor beynimde.
     Düğünler, bayram kutlamaları, insanlar arasında sevgi ve saygının fazlasıyla yaşandığı zamanlar. Sosyal yardımlaşmalar. İmece…
     Bakıyorum da onlar hep mazide kalan birer bilmece.
     Çocukluğumun büyük bir bölümünün geçtiği o köyüme gidiyorum bazen. Hani derler ya “ölü toprağı seçmişler üstüne”. İşte öyle bir şey…
     Ne kuşların cıvıltısı, ne kuşlar gibi şen şakrak çocuk sesleri,
     Ne inek ve öküzlerin böğürmesi,
     Ne eşeklerin anırması,
     Ne köpeklerin havlaması,
     Ne horozların ötmesi, tavukların gıdaklaması,
     Yok arkadaş yok!..
     Var olan evlerinin önünde birkaç ihtiyar.
     Boydan boya bir sessizlik var.
     Yalnız köyler mi değişen?
     Yoksa, her tür kirliliği ile kentler mi gelişen?
     Bence gün gün olumsuzluğa koşuyor düzen…
     Şimdi size Mart 2000 de yazdığım bir şiirimi sunuyorum,”Bir Gün Kokar”

     Öylesine değiştik,
     Öylesine değiştirdik ki;
     Bambaşka oldu dünyamız,
     İşimiz, gücümüz para,
     Her düşüncemizde çıkar,
     Düşlerde bile onlar var.
     *
     Manevi değerlerimiz çöktü,
     İnsanlar maddeyi seçti,
     Değişip, çok şeyden geçti.
     Nerde sevgi, saygı, vakar?
     Bu düzen ki, bir gün kokar.
     *
     Aramıza girdi sıra dağlar,
     Bizi bize bağlayan bağlar,
     Yıldan yıla çürür, kopar.
     Boşuna dememiş atalar;
     “Ateş, düştüğü yakar”.
     *
     Kim kulak verir ki sözüme,
     Haksızsam tükürün yüzüme!
     Anlamıyorum ne oldu özüme?
     Belki derinlerde bir güzellik var,

     Dikenler yüzeydedir batar, batar. 

(YediGün gazetesi: 02.04.2015)