31 Ekim 2014 Cuma

BOLU DAĞLARI SUSKUNDUR ŞİMDİ

    BOLU DAĞLARI SUSKUNDUR ŞİMDİ
    Rasim Köroğlu (1953-30.10.2014)
       Bir süredir Ankara Hacettepe Hastanesinde tedavi gören ünlü şair Rasim Köroğlu, 61 yaşında (30.10.2014 günü) vefat etti. Biz dostları olarak üzgünüz.
       Köroğlu, son zamanların Türk hiciv şiiri ustalarındandı. Ülkenin çok yerinde düzenlenen şiir programlarına coşku katan ve aranan biriydi. Pek çok radyo ve TV programlarında da ilgiyle izleniyordu. Ünü yurt dışına da taşmış, bir çok ülkede şiirlerini okumuştu.
       Taşlama ve hiciv ustası şairimizden sürekli kitap isteniyordu. Bu istekler O’nu zorladı ve ilk kitabı “Körün Taşı” adlı eserini, Kasım 1999 da yayınladı. Kitabın hemen başına aldığı bir dörtlüğü şöyle;
       Sanmayın ki felek hoş tuttu beni,
       Ne doldurdu ne de boş tuttu beni,
       Düşmanın attığı değmeden geçti,
       Hep kendi attığım taş tuttu beni…
       “Bitti Bitecek” adlı şiirinde gelin kaynana savaşını işlemiş ve dörtlüğün birinde şunları yazmış;
       Ben de duyamadım sözün başını,
       Gıcırdattı anam sıktı dişini,
       Yerden kalkmayan o eğri kaşını,
       Biri çattı, biri çattı çatacak.
       “Deli Gibi Seviyom” adlı şiirinden bir dörtlük alıyorum aşağıya;
       Vura vura silktin benim tozumu,
       Sen vurdukça güleç tuttum yüzümü,
       Bünyan’da dokutmuş felek bezimi,
       Halı gibi seviyom kız ben seni…
       “Kızıyom” adlı şiirinde bir dörtlükse şöyle;
        Hem kendisi hırsız, hem de yakını,
        Kıran alsın gitsin onun kökünü,
        Kaç olursa olsun toplam yekünü,
        Düzenbazın sürüsüne kızıyom.
        Bu kadarcık örnek, O’nun şiirlerini anlatmaya elbette yetmez. Eskişehir’de oturan şair dostları, O’nu çok daha iyi anlatır. İbrahim Sağır diyor ki;
        Şiire tatlı bir ahenk getirip,
        Neşeli mısralar dizer Köroğlu.
        İki meydan savaşını bitirip,
        Kabara kabara gezer Köroğlu.
               Kılıç kullanmaz, ok savuramaz,
               Bolu dağlarına mesken kuramaz,
               Taşı kırar ama gönül kıramaz,
               Kenarda, köşede tozar Köroğlu.
         Kendini çok usta bir ressam gibi,
         Resmeder, söz ile çizer Köroğlu.
         Köroğlu, 1974 de Ankara Erkek Öğretmen Okulunu bitirerek başladığı öğretmenlik hayatına 2000 yılında emekli olmakla noktayı koyar. Bu arada Açık Öğretim Fakültesinde de yüksek öğrenim yapmıştır.
         Bolu dağlarına mesken kuramadı ama, şiirseverlerin gönüllerine taht kuran Rasim hocaya Allah’tan rahmet diliyoruz.

28 Eylül 2014 Pazar

YALAKALIK - İsmail KARA

      YALAKALIK
                                                                                       İsmail KARA
     Yalakalık, her dönemde geçer akçe gibidir. Fakat, son yıllarda daha fazla değer kazanmıştır.
     İnsanlar yalakalık sayesinde pek çok işini daha rahat gördürebilir. Merdivenleri daha rahat çıkabilir, tepelere doğru daha rahat tırmanabilir.
     Bazı insanlar ise, onun değerini diğerlerine göre fazlasıyla takdir eden ve bilen kişiler olarak; yalakalıktan daha çok yararlanmaya çalışırlar.
     Başta devlet kurumları olmak üzere bazı yerlerde bir kısım kişiler hiç yeterli olmadıkları halde, yalakalık sayesinde üst makamlara gelir ve terfi üstüne terfi ederler.
     Yalakalığın bir başka adı da “yağcılık” dır.                                                 
     Çocukken sokaklarda bağrışırdık; “Yağ satarım, bal satarım! Ustam ölmüş ben satarım!”. Oysa, yağcılığın ustaları hiçbir zaman ölmez. Bir usta ölmeden, yerine geçecek onlarca usta yetiştirir.
     Eskiden kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanların siyasî görüş ve düşünceleri, başkaları tarafından pek bilinmezdi. Şimdi neredeyse her görevlinin siyasî tutumu, herkesçe bilinir hale geldi. Çoğunlukla iktidar partisi sempatizanı gibi görünmeye çalışıyorlar. Çünkü, aksi halde hezimete uğramak da var. Başka yerlere sürülme, terfi edemeyip yerinde sayma vb. gibi… Adam ne yapsın? “Yalakalık” adlı şiirimi de okuyalım bu arada…

      Duman olur işin senin,
      Edemezsen yalakalık.
      Küser gider eşin senin,
      Edemezsen yalakalık.
      *
      Başımızın tek tacıdır,
      Çoğu derdin ilacıdır,
      Sonra halin pek acıdır,
      Edemezsen yalakalık.
      *
      Sussan boşa, coşsan boşa,
      Yalaka ol, güzel yaşa!
      Vurma sakın başı taşa,
      Edemezsen yalakalık.
      *
      Aşık söyler doğru sözü,
      Budur aslı, işin özü,
      Şişirirler bir gün gözü,
      Edemezsen yalakalık.