13 Haziran 2015 Cumartesi

DÜNYA İLETİŞİMCİLER DERNEĞİ KURULDU

DÜNYA İLETİŞİMCİLER DERNEĞİ
KURULDU

Merkezi Ankara’da bulunan “Dünya İletişimciler Derneği” kuruldu.
Derneğin kurucuları Dr.Şemsettin Küzeci, Murat Toylu, İsmail Kara,
Şirin Uvalı, Gözde Dizdar, Hüseyin Altınalan ve Aybeniz Küzeci; kuruluşun gerçekleşmesini takiben yaptıkları ilk toplantıda görev
dağılımı kararı aldılar. Buna göre;
Yönetim Kurulu Başkanlığına Dr.Şemsettin Küzeci, Başkan Yardımcılığına Gözde Dizdar, Genel Sekreterliğe Murat Toylu,
Muhasip Üyeliğe (İdari işler sorumluluğu dahil) İsmail Kara
getirilirken, diğer kurucuların da yönetim kurulu üyeleri olarak çalışmalarda bulunmaları kararlaştırıldı.
Dr.Şemsettin Küzeci, Derneğin amaçlarını kısaca şöyle özetledi;
“Dünya İletişimciler Derneği, dünyada iletişim alanında aktif olarak faaliyet gösteren yazılı, görsel, işitsel ve elektronik basın mensupları arasında işbirliği, fikir alışverişi yapmak, uluslar arası aktivitelerde
formlar ve platformlar oluşturmak, Türk ve Türk dünyası iletişimcilerini
bir çatı altında bulundurmak, Türkiye ile dünya iletişimcileri arasında gönül köprüsü kurmak, gelişen teknolojiden verimli yarar sağlamaya

özen göstermek iletişimciler arasında gerektiğinde örnek eğitimler geliştirmek ve sunmak gibi görevleri yerine getirecektir” dedi.  

12 Haziran 2015 Cuma

OKUMAMA KÜLTÜRÜ (İsmail KARA)

      OKUMAMA KÜLTÜRÜ
                                                                    İsmail KARA
       Yazıma bu başlığı verirken aklıma hemen üstat Aydın Karasüleymanoğlu geldi. O’nun bana da imzalayıp verdiği, “Kültürsüzlük Kültürü” adlı eseri vardır.
       Okumama kültürü de işte onun gibi bir şey…
       İşimize gelip giderken yıllarca bir sokaktan geçeriz. Fakat, kafamızı kaldırıp bir kere bakmayız, merak da etmeyiz; ya hu bu sokağın adı ne?
Ya da beyin denen bilgisayarın bir köşesine yazmış oluruz ama arama motoru bir türlü bulamaz veya bulmakta zorluk çeker. Gün gelir birisi bize o sokağı sorar da o zaman anımsamaya çalışırız belki…
       Yolun, sokağın, caddenin her ne ise bir yerinde beklemeye başlarsınız. Orada bir tabela olsa, örneğin “Burada beklemek yasaktır” yazsa hiç oralı olmayız. Çünkü, o tabelayı başımızı kaldırıp okumayız.
       Metroya binenler görürler; otomatik açılan kapıların üzerinde “Dikkat kapıya yaslanmayın” yazısı vardır. Fakat, sık sık gördüğümüz üzere birileri gelir aksine yaslanır.
       Metro dedikte hani…kapı yanlarında ikişer beyaz koltuk vardır ve üst kısımda “Bu koltuklar gazi, engelli, hamile ve yaşlılara ayrılmıştır” yazısı bulunur çoğunlukla… Ama durumu bunlara uymayan gencecik insanlar, gelirler ve lap diye o koltuklara otururlar. Neden? Çünkü, söz konusu yazıyı okuma zahmetinde bulunmazlar.
        Geçen de iki genç kız aynı şekilde tahsisli koltuklara oturmuşlar.
“Kızım” dedim onlar bana bakarken ben de yazıya bakıp “Affedersiniz, hamile misiniz?” Ne demek istediğimi anladılar ve hemen kalkıp  dikilmekte olan yaşlılara yerlerini terk ettiler.
        Belki rencide ettim amma en azından bir ders vermiş de oldum.
        Bunun gibi daha neler var neler?..
        “Okumama kültürü” bizde oldukça yaygın.
        Şair dostlarım, şiirlerini kitap çıkararak daha geniş kitlelere iletmek istiyorlar. 75 milyonluk ülkede okunsun diye 500 adet, 1000 adet ancak bastırıyorlar. Bir yılda basılan kitap adedi ise ülkede ortalama 23.000…
        Oysa ki, hemen yanıbaşımızda bulunan Azerbaycan’nın nüfusu 8.922.400 iken, bir kitabın baskı adedi 100.000 leri buluyor. Örneğin Mümin Sekman’ın hazırladığı Hayat Bilgeleri adlı eserin ilk baskısı bile 100.000 dir.
        İngiltere ve Fransa’da kitap okuma oranı % 21,
       Japonya’da % 14,
       Amerika’da % 12...
       Türkiye’de ne biliyor musunuz? % 0,01.
       Hele hele internet yaygınlaşalı, okuma oranı daha da düşmüştür. İnsanlarımız işin kolayına kaçıyor ve çok şeyi internette arıyor.
       Öte yandan günde ortalama 5 saatten fazla TV izliyoruz.

1 Haziran 2015 Pazartesi

KAYMAKAM DÜNDAR; "AİLE YAPISINA ÖNEM VERMELİYİZ

YENİMAHALLE KAYMAKAMI MUSTAFA DÜNDAR;

AİLE YAPISINA ÖNEM VERMELİYİZ”

       (ANKARA-İsmail Kara) Yenimahalle Kaymakamı Mustafa Dündar’ı AGİKAD Ankara Girişimci Kadınlar Derneği yönetiminden bir heyet makamında ziyaret etti.
       Yenimahalle Kaymakamı Mustafa Dündar’ı ziyaret eden Ankara Girişimci Kadınlar Derneği Başkanı İnsaf Kılıç ve arkadaşları, iki gün önce verilen derneğin Türk Sanat Müziği Konserinde sunulmak üzere hazırlanan teşekkür ve şükran plaketini makamında sundular.
       Dernek faaliyetleri hakkında bilgi alan Dündar, Kadın Sığınma Evleri aile içi şiddet ve son zamanlarda artan boşanmalar üzerinde durdu. Kılıç ve arkadaşlarıyla fikir teatisinde bulundu.
       Eski aile yapımızın giderek bozulduğunu, eşlerin birbirine eskisi kadar tahammül etmediğini, bu yüzden ayrılıkların ve boşanmaların arttığını, yuva yıkılmalarından en çok çocukların ve kadınların mağdur olduğunu belirtti. Dündar sözlerine şöyle devam etti;
       “Milletimizin temel taşları ailelerdir. O halde, yuvaları bugün ve gelecekte sağlam temeller üzerine kurmak için hep birlikte azamî gayreti göstermeliyiz. Aksi takdirde bugünkü ortam sürecek, boşanmalar giderek daha da artacak, olan yine başta kadınlarımız ile binlerce masum çocuğa olacaktır” dedi.
      Çözüm olarak eğitim üzerinde duruldu. Evlenecek gençlere, “evlilik öncesi seminerlerin verilmesinin de yararlı olacağı” üstünde duruldu.
                                             












                                










16 Mayıs 2015 Cumartesi

ANKARA KULUBÜ DERNEĞİ BİNASINA KAVUŞTU

ANKARA KULÜBÜ DERNEĞİ
KENDİ MEKÂNINA KAVUŞTU

Ankara Kulübü Derneği nihayet kendi mekânına kavuştu.

Ankara Kulübü Derneği, uzun yıllar önce temeli atılan fakat bir türlü tamamlanıp kullanıma açılamayan Yenimahalle Nazım Hükmet Kültür Merkezi karşısındaki mekânına kavuştu. 16.05.2015 Cumartesi günü saat 15 00 de düzenlenen görkemli açılış törene katılım oldukça yoğundu.

Ankara Kulubü Derneği Başkanı Dr.Metin Özaslan yaptığı konuşmada Ankara’nın Başkent oluşundan bu güne kadar ki gelişimine değinirken, Ankara ve Ankaralıların Cumhuriyet tarihimizdeki yeri ve önemine de satırbaşlarıyla işaret etti. Özaslan, dernek binası temelinin Yenimahalle eski Belediye Başkanı merhum Abdurrahman Oğultürk zamanında atıldığına, uzun zaman sonra tamamlanmasında en büyük yardımın Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’dan geldiğine, diğer belediye yetkililerince de özverili bir gayret sergilendiğine değinip; “Katkısı olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Kürsüye davet edilen Başkan Fethi Yaşar; Ankara’nın Türkiye için büyük bir önemi olduğunu, bu itibarla her bakımdan sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak özetle; “Biz Ankara’ya hizmeti görev biliyoruz. Hizmetlerimizi yaparken ne siyasal bir çıkar, ne de her hangi bir ayırımcılığı asla gözetmiyoruz. Ben 53 yıldır Yenimahalle’de ikamet ediyorum. Bu nedenle de Yenimahalle’yi ve Ankara’yı çok seviyorum. Her hangi bir tesis yaparken, Yenimahalle ve Ankara’ya lâyık olanını, en verimlisini yapmak için azami gayreti gösteriyoruz. Ankara Kulubü Binası, tüm Ankaralılara hayırlı ve uğurlu olsun” dedi. Yaşar, konuşurken sık sık alkışlandı.

Katılımcılar arasında birçok sivil toplum kuruluşu başkan ve yöneticileri, bazı partilerin aday ve yöneticileri, Ankara Kulubü Derneğinin eski başkanlarından Dr.Bülent Kalıpçı, DKD Derneği Başkanı Aytekin Erdoğan, AGİKAD Başkanı İnsaf Kılıç ve yönetim kurulu arkadaşları, ünlü ressam Yaşar Çallı da vardı.
---(Haber İ İsmail Kara)---

        

7 Mayıs 2015 Perşembe

GÜRÜNLÜ ÂŞIK GÜLHANİ

      GÜRÜNLÜ AŞIK GÜLHANİ
       ---İsmail KARA---                                                                                     
       Son yıllarda yaşam oldukça zorlaştı.
       İnsanlarımızın çoğunlukla suratları asık, sinirleri gergin mi gergin.
       Küçük bir mutlu azınlık var ki, onların keyifleri yerinde… Bu mutlu azınlık, milli gelir pastasından orantısız pay alıyor.
       Halkın % 50’den fazlası, yoksulluk sınırında ya da altında yaşıyor.
       Öte yandan, ülkemizde ve dünyada şu en gelişmiş çağda (!) insanların her açıdan huzur içinde yaşaması gerekirken, aksine huzursuzluk artırılıyor. Savaşlar, saldırılar, katliamlar oluyor.
       Teknoloji atılımda belki ama, insanlık adımlarını hep geri atıyor.
       Ozanlar diyarı Sivas’ın Gürün ilçesinde 1940 da doğan, Ankara’da uzun süre hizmet verdiği emniyet teşkilâtından emekli olan ve 2014 de vefat eden Gürünlü Aşık Gülhani (Mehmet Kargı), şiirlerinde sosyal yaşamı gergef gergef işleyen ozanlarımızdan biriydi.
       Hayatın zorluklarını da çok güzel dile getiriyordu.
       O’nu rahmetle anarken “Ölen Biri ile Sohbet” adlı şiirini paylaşmak sizinle istiyorum.
       Mezarlıkta yatan ölü
       Öldüğüne şükür eyle
       Dört yanımız bir kan gölü
       Öldüğüne şükür eyle
             Hakkımızı alanlara
             Güç yetmiyor çalanlara
             Teslim olduk yılanlara
             Öldüğüne şükür eyle
       Gecekondu yapımız var
       Sahte belge tapumuz var
       Polisimiz jopumuz var
       Öldüğüne şükür eyle
             Eve haciz gelmiyorsa
             Kavga niza olmuyorsa
             Hakim rüşvet almıyorsa
             Öldüğüne şükür eyle
       Zengine esir olmuştun
       Bir deri bir kemik kalmıştın
       Zaten ölmeden ölmüştün
       Öldüğüne şükür eyle
              Gülhani’yim öleceğim
              Ölsem rahat olacağım
              Bir gün ben de geleceğim
              Öldüğüne şükür eyle












             

5 Mayıs 2015 Salı

2014 YILI TRAFİK OLAYLARI

     2014 YILI TRAFİK OLAYLARI
                                                                                         İsmail KARA
      Her yıl olduğu gibi 2014 yılı trafik olayları bilançosu da oldukça ağır.       Yapılan resmî açıklamaya göre bir yıl içinde trafiğe intikal eden olay sayısı 376.041 ve bu olaylarda (olay anında) ölen sayısı 3.494 dür.
Yaralanıp da sonradan ölenlerin sayısı ise daha önce uzmanlarca olay anında ölenlerin yarısı kadar olduğu ifade edilmiştir ki aynı yıl ölenlerin sayısı (3494+%50 1787=) 5.281 kişi olarak hesaplanmalıdır.
      Açıklamada ayrıca olayların önde gelen sebepleri olarak; sürücülerin araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmaması, kavşak ve geçiş önceliğine uyulmaması, alkollü araç kullanımı ve aşırı hız yapılması gösterilmiştir. Hatalı sollama, trafik işaret ve levhalarına dikkat etmeme, uykulu araç kullanma da bizce en önemli nedenler arasındadır.
      Trafik kurallarına uymamakla olaya sebep olanlar ; kendi canları ve malları dışında başka masum insanların canlarına ve mallarına da zarar vermektedirler.
      Bu yüzden ölümleri bir yana bırakın, birçok insan özürlü bir şekilde yaşamaya mecbur kalmakta, birçok anne ve baba evladını yok yere kaybetmekte, birçok çocuk annesiz ve babasız kalmaktadır.
      Ülkemizde, nerede ise halkın % 10’una yakın insan engellidir. Bu engelli insanların önemli ölçüdeki sayısını, trafik olayları ve iş kazalarının oluşturduğunu söyleyebiliriz.
      Burada başka bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Trafik olayı diyorum, kaza demiyorum.
      Kaza, kimsenin el ayak ve iradesi olmaksızın yaşanır. Oysa trafikte durum farklıdır. Uzmanlar ancak, olayların % 5’nin bu tanıma girdiğini ifade ediyorlar. % 95’lik kısım ise kişilerin el, ayak ve iradelerine dayanır.
Bu durumda olayda ölüm varsa neden olan suçlu, cinayetle yargılanmalı, yoksa mala ve cana kasıtla yargılanmalı, başkasına verilen zarar da tazmin ettirilmelidir. Hatta sadece kendi taşıtına zarar verenlere de, zarar ödettirilmelidir. Çünkü, verilen zarar; aynı zamanda millî bir zarardır.
      Bazı sürücüler araç kullanmaya başladıkları anda, kullandıkları şeyin bir makine olduğunu, bazı komutlara uymayabileceğini, aniden bir arıza olabileceğini dahi unutuyorlar.
      Tüm sürücülerin trafik kurallarına mutlaka uymaları, en başta alkollü ve uykulu araç kullanmamaları, hatalı sollamalardan kaçınmaları gerekir.
      Aksi takdirde trafik nice masum canları alan bir Azrail, evleri özürlü, öksüz ve yetim, eşleri dul bırakan bir zorba olmaya devam edecektir

1 Mayıs 2015 Cuma

BEN ÇOCUK OLSAYDIM

Ben çocuk olsaydım eğer
Kav çakmak satardım
Bulut amcalara
Pamuk şekeri alırdım yerine
Patlamış mısır alırdım

Ben çiçek olsaydım eğer
Hiç saksı giymezdim ayağıma
Ödünç kaynak alırdım
Güvercin teyzemden
Barış uçardım üstünüze

Ben ırmak olsaydım eğer
Altıma saklamazdım ayaklarımı
Öyle yaklaşmazdım denize
Düşmana yaklaşır gibi
Sürüne sürüne

Ben tüfek olsaydım eğer
Patlamazdım kimsenin üstüne
Bir tetiğimden utanırdım
Bir de eğri parmağından
İnsan amcaların

Ali Yüce