13 Ağustos 2014 Çarşamba

AİLE BAĞLARI

AİLE BAĞLARI
                                                                                        İsmail KARA
Tüm dünya insanları, “Aile bağları” ile birbirine bağlıdır. Bazı ailelerde bu bağ oldukça güçlü, bazılarında belli süreye kadar güçlü, bazılarında ise oldukça zayıftır.
Yalnız insanlar arasında değil, bazı hayvanlarda da “Aile bağları” daha kuvvetlidir. Ana, baba evlâtları için büyük fedakârlıklar gösterir, evlâtları ise onlardan kolay kolay kopmazlar.
Türk insanları arasında aile bağlarının, tarihler boyunca genelde son derece güçlü olduğu bir gerçektir. Anne ve babanın çocuklarına olan sevgisi, ömür boyu sürerken; çocukların da anne ve babalarına olan sevgi ve saygısı aynı şekilde devam eder. Tabii ki, bu durum ve tutum bütün hısım ve akrabalar arasında da yaygındır.  
Aile bağlarındaki bu güç, aileleri hep başarılı kılar. Yalnız aileleri değil,
hısım ve akrabadan oluşan daha geniş kitleleri de başarıdan başarıya koşturur. Hani ne demiş atalarımız; “Bir elin nesi var, iki elin sesi var”.
Burada bir inceliğe dikkat edelim; sevgi ve saygı… Esas güç işte bu kavramlarda gizlidir.
İnsan sevdiğini ve saydığını kıramaz, üzemez, incitemez. Onun için benim özlü bir sözüm var o da şu; “Sevgidir her şeyin başı, onu her yere taşı!”. Sevgi ve saygının güçlü olduğu ortamlarda, bence hiçbir kötülük barınamaz. Sizce de öyle değil mi?
Batılı ülkelerde aile bağları, bizdeki kadar güçlü değil. Onlar, belli bir yaşa (18 gibi) gelince çocuklarını yuvadan uçururlar.
 “Anneler Günü”, “Babalar Günü” gibi günler de bu yüzden oralarda ortaya çıkarılmıştır.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında “Soğuk Savaş” dönemi başlatılmıştır. Silah yerine başka yöntemler uygulamaya konulmuştur.  Güçlü ülkeler, diğer ülkelerde ajanları, casusları kanalıyla çeşitli entrikalar döndürür olmuşlardır.
Bize yapılan başlıca oyunlardan birisi, bizi kendilerine benzetmeye, aramızdaki sevgi ve saygı bağlarını zayıflatmaya çalışmalarıdır ve bu çalışma hâla sürdürülmektedir.
Anaya, babaya saygı İslam Dininden önceki dinlerde emredildiği gibi,
İslam Dinine göre de emrolunmuştur. Hz.Muhammed Mustafa, ana ve babaya saygısızlığın en büyük üç günahtan biri olduğunu ifade etmiştir. Sözü uzatmayalım, sevgi ve saygı dinin de temelidir.
Gerek aile içinde, gerekse yaşadığımız toplum içinde; sevgi ve saygıda kusur etmemeliyiz.
Biz kendine has bir milletiz. Ne batılının, ne de başkalarının olumsuz davranışlarını benimsemek, kesinlikle yanlıştır.  

7 Ağustos 2014 Perşembe

UZAĞI GÖRENLER

     UZAĞI GÖRENLER
                                                                                                ---İsmail KARA---
     Ben teknolojide yapılan yeni icatlar, ilerlemeler karşısında insanlığın da hep daha çok ilerleyeceğini; doğruluğun ve dürüstlüğün tavan yapacağını düşünürdüm. Genç bir öğrenciyken kafamda bu tür düşler dolaşırdı.

    Savaşların bir daha yaşanmayacağını, insanların birbirine kıymayacağını, hatta ormanlara, canlılara, doğal güzelliklere özenle sahip çıkılacağını hayal ederdim.

   Yanılmışım. İnsanların egolarından vazgeçmeyeceklerini, kişisel çıkarlarını insanî çıkarlardan üstün tutmayı sürdüreceklerini hiç düşünmemiştim. Ve doğruların artacağı yerde, aksine eğrilerin çoğalacağı da aklımın ucundan bile geçmemişti.

    Ta, M.Ö.427-347 yıllarında yaşamış olan Eflatun’un aşağıdaki sözlerinin de tarihe gömülüp kalacağını umardım.

“ ...Eğrilerin en önemli özelliği doğru olmadan DOĞRU GÖRÜNMEKTİR. En büyük eğrilikleri işlerken adı en doğru adama çıkar. İşlediği suçlardan biri ortaya çıkarsa, güzel sözler söyleyerek herkesi suçsuzluğuna inandırır. Gerekirse zenginliğine, gücüne ve dostlarına güvenerek zor kullanır, eğriliklerini doğru olarak kabul ettirir. Düşmanına ve doğru kişilere karşı üstünlük sağlar, kazanç sağlar, zenginleşir, çevresine iyilik eder. Çevresi kalabalıklaşır. Böylece eğrileri savunanlar çoğalır, her yönde etkin bir kişi olur, iyi bir hayat sağlar. Tanrılara bol bol tantana ile kurban keser.
    Doğru adam ise; doğruları savunduğu, eğrileri ortaya çıkardığı için baskı görür. O zaman doğru olarak değil, doğru görünmek gerektiğini anlar. Böyle kişiler eğriler tarafından, EĞRİ OLMAKLA  suçlanır. Çoğunluk eğri olduğundan veya eğrilik güç kazandığından DOĞRU ADAM eğrilikle tanıtılır. Doğrular pasifize edilmiş olur.
    Maharetleri EĞRİ OLUP ADINI DOĞRUYA ÇIKARMAKTIR.
    Kötülüğe akın akın gider insanlar,
    Rahattır, yakındır kötülüğün yolu,
    Erdemin ise alın teri koymuş önüne tanrılar”.

    Oysa, ben çok yanılmışım. Yanıldığımı da çok geç anlamışım.

    Eflatun gibi bilginler meğer ki, yüzyıllar-bin yıllar sonralarını görür ve insanlığın geleceğini keşfedermiş. Ne mutlu onlara !
   
    Ben ve benim gibi nice insanlar bugün, birkaç yıl sonrasını bile göremiyor.

29 Temmuz 2014 Salı

BAYRAM KEYFİ -3

BAYRAM KEYFİ -3

Yekta Sözleri
Üstat, şair ve yazar Yekta Güngör Özden’in “Özlü Sözler-
Sözde Sözler” adlı eserinden bazı özlü sözlerini sizler için seçtik.
-Su, kabına; çamur, kalıbına göre biçimlenir.
-Nerden geldiğini bilmeyen, nereye gittiğini bilemez.
-Çürükler çürümüşlüğü, kokmuşlar da kokuşmuşluğu yeğler.
-Demokrasi bahçesinde her tür çiçek açar, hattâ ayrık otları
da vardır.
-Doğrudan kaçan, yanlışta direnir.
-Ettiğinle övünme, etmediğinle dövünme.
-Gerçeği söylemekten çekinenler, gerçeklerden korkanlardır.
-Gösteriş en gülünç, en pahalı yanılgıdır.
--Büyük gemiler büyük limanlara yanaşır.
-Hak’ka saygı duymayanın, hakkına saygı duyulmaz.
-Haklar ve özgürlükler, insanlığın onuru ve erdemidir.
-Korumadığınız hak ve özgürlüklere lâyık olamazsınız.
-Gençler! Fırıldakların değil, ışıldakların peşinden gidiniz.
-İlkesiz ve ülküsüz insan, insan değildir.
*
Çağdaş Olur
Sakın çürütme özünü
Uyanı ol aç gözünü
Mutluluğun ak yüzünü
Süzen insan çağdaş olur
     Gezme gaflet hülyasında
     Varsan vatan sevdasında
     Şu çağdaşlık deryasında
     Yüzen insan çağdaş olur.
Koruyalım kıtamızı
Anlayalım hatamızı
Yüreğine ATAMIZI
Kazan insan çağdaş olur.
(Ozan Vahit Çetin)
*
Sıcak dondurma
Bu Elif’in fıkrasından sonra, gerçekten yaşanmış bir
Elif fıkrası daha geldi aklıma… Arkadaşımız Mualla
Hanımın Elif adlı bir kızı vardı, o zamanlar beş yaşındaydı.
Dondurma yemekten hastalanan Elif’e annesi, onu
yasaklamıştı. Bir gün ana kız dondurmacı yanından
geçerken, Elif annesine seslendi;
-Anneciğim, sıcak dondurma var mı?
*
Ozan Fedai diyor ki
Haçlının solukları ensemizden gitmedi
İçimizde hainler uyumadı yatmadı
Mekteple medresenin  kapışması  bitmedi
Türk kimliği saklandı  devşirme çıktı öne
*
Demokrasi
Demokrasi, her ne kadar halkın kendi kendini idare etmesine dayalı bir yönetim biçimi ise de, geri kalmış ülkelerde  suistimale de açıktır. Bu yüzden bazı ülkelerin yönetimi “sözde demokrasi” den ibaret kalabilmektedir. İyi ve ileri bir demokrasi için halkın aydın olması, dolayısıyla demagoglara kanmaması gerekir.
Ayrıca şunu belirtmek isterim ki, demokrasinin temeli “adalet” dir. Adaletin olmadığı ya da işlemediği bir ülkede demokrasiden söz edilemez.
*
Ömer Kalafat’ın yakınması
Düşene vuran yaşıyor
Yumurta kıran yaşıyor
Finişe varan yaşıyor
Benim dünyam böyle değil
Çok cahil kalmışım, cahil
*
Fazıl Bayraktar’dan mesaj
Sevin dostlarınızı gönül sıcaklığınca;
Sırt dönün dargınlığa, kine, nefrete, hınca;
Sevmenin, sevilmenin, dostluğun kıymetini,
Gün gelir anlarsınız yapayalnız kalınca.
 
*










Yalan üstüne bazı sözler
-Günah işlemenin birçok aletleri vardır. Fakat, yalan hepsine uyan bir saptır.
(Holmes)
-Yalanlar, gerçeklerle bağdaşamadıkları gibi, genellikle kendi aralarında da çatışırlar. (Daniel Webster)
-Eğer bir yalan, uzun bir süre yeterince tekrarlanırsa, sonunda o yalan bir gerçekmiş gibi algılanır! (Dr. Joseph Paul Goebells) 
-Beni mahveden şey; bana yalan söylemiş olman değil, sana bir daha inanmayacak olmam. (Victor Hugo)
-Halkın bir kısmını her zaman, hepsini bir zaman aldatabilirsiniz ama halkın tümünü her zaman aldatamazsınız. (A.Lincoln)
-Yalan söylemek, iftira etmekle çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitneden de kötüdür. 
(Hz.Muhammed)

BAYRAM KEYFİ -2

BAYRAM KEYFİ -2

Yekta Sözleri
Üstat, şair ve yazar Yekta Güngör Özden’in “Özlü Sözler-
Sözde Sözler” adlı eserinden bazı özlü sözlerini sizler için seçtik.
-Dinini kin, kinini din yapanlar, Allah yolundan sapanlardır.
-Vatanı olmayanın dini, aklı olmayanın Allah’ı olmaz.
-En büyük din düşmanı, dinden-imandan soğutandır.
-İnsanın en yakın dostu, en yakın düşmanı da kendisidir.
-Dost dosta güç verir, güçlük vermez.
-Düşünceye ve inanca saygı, insana saygının temelidir.
-Demokrasiyi ve insan haklarını kötüye kullananlar,
demokrasi ve insan hakları düşmanlarıdır.
-Eleştiriye katlanamayanlar, övgü bekleyenlerdir.
-Fazla mal göz çıkarmaz, söz çıkarır.
-Aydınlıktan kaçanlar, karanlıkta boğulurlar.
*
Yalan Üzerine Hadisler
 - İman sahibi, her hataya düşebilir. Fakat, hainlik yapamaz ve
   yalan söyleyemez.
 - Yalandan sakının, yalan fücura, fücur ise cehenneme götürür.
 - Yalan yere yemin etmek, evleri ıssız bırakır.
 - Yalan söylemek, iftira etmek ile çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan 
   fitneden de kötüdür.
 - Münafıklığın alâmeti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler,
   vaadettiği zaman vaadinden döner, kendisine emanet olunana
   hıyanet eder.
 *
O Bayramlar Hani
Bayram demek takvimdeki yazımı
Bayram hasret,bayram ağrı,sızı mı?
Açıp yüreğimi,yumup gözümü,
Özüne girdiğim bayramlar hani

Bayram af günüdür,barış günüdür
Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram,hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani
(Abdurrahim Karakoç)

   O Boğulmasın
   Çok beğenilen bir nükte, son zamanlarda bir hayli konuşuldu. Çocuğu
doktora götürmüşler. Doktor muayene sırasında sormuş;
   - Sen su içmiyor musun? Çocuk;
   - İçmiyorum, deyince doktor;
   - Herkesin günde bir kaç litre su içmesi gerekiyor ama sen neden?
Çocuk masumane bir tavırla;
   - İçimdeki Atatürk boğulmasın diye içmiyorum.
   (Milletçe içimizdeki Atatürk'ün boğulmaması dileğimdir)
   *
   Keçi Burcu
   İki şair Arif Nihat Asya ile Halil Soyuer Defne dergisi bürosunda
idiler. Gazetesini okuyan Soyuer, Asya'ya seslendi;
   - Üstat, burcunuz ne? Arif Nihat ;
   - Keçi burcu... Soyuer şaşırdı ve dedi ki;
   - Fakat öyle bir burç yok... Arif Nihat;
   - Ya anlasana Halil! Oğlak idi, büyüdü keçi oldu.
   (Her ikisini de rahmetle anıyorum)
 *
   Celal Bayar Diyor ki
   - Atatürk'ü sevmek ibadettir.
   Emperyalist batının yurdumuzu paylaşmaya kalkışma isteği ile el birliği halinde
saldırması karşısında büyük bir azim ve cesaretle kurtuluşumuzu sağlayan, yeni
ve modern bir Türkiye yaratan, Türk halkını özgürlüğe kavuşturan Ulu Önder' e biz
çok şey borçluyuz. O ve silah arkadaşları ile vatan ve millet uğruna kendilerini feda
eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
*     Beni unutuyorsunuz
    Mahkemede iki tarafın avukatları kıyasıya kavgaya tutuşmuşlardı.
    - Bay avukat, siz aptalsınız. Öteki;
   - Hayır, siz dünyanın en aptal adamısınız... derlerken, hakim
   masaya vurdu;
   - Baylar, burada beni unutuyorsunuz!
  

27 Temmuz 2014 Pazar

BAYRAM KEYFİ -1

BAYRAM KEYFİ

Yekta Sözleri        
Üstat, şair ve yazar Yekta Güngör Özden’in “Özlü Sözler-
Sözde Sözler” adlı eserinden bazı özlü sözlerini sizler için seçtik.
-Adalet duygusunu yitirenin ölüden farkı yoktur.
-Adalet, dünyanın temelidir.
-Aklını yitirenden daha tehlikelisi, terbiyesini yitirendir.
-Tanrı bizi akılsız başlarla adaletsiz yüreklerden korusun.
-Bir parmak bala aldanan, bir avuç zehiri de içer.
-Ateşle oynayan yanmaya, adaletle oynayan adaletsizliğe
katlanmalıdır.                           
-Aydınların aymazlığı en utandırıcı uyuyuştur.
-Bağnaz, bilgiyi de bilgilendirmeyi de istemeyendir.
-Taş derinde, baş yerinde ağırdır.
-Bayanları geride kalan uluslar ileri gidemez.
-Yararlanılmayan bilgi, kullanılmayan paraya benzer.
-Su, kabına; çamur kalıbına göre biçimlenir.
-Damlaya damlaya göl, kuruya kuruya çöl olur.
-İnsanın en önemli damarı, ar damarıdır.
Ayran iç amca
Sıcak bir yaz günü köyden atıyla kasabaya gelmekte
olan Ahmet dayı, fena halde susamış. İlk eve yaklaştığında
kapı önünde oynayan çocuğa;
-Oğlum bana bir su verir misin? Deyince çocuk;
-Ayran getireyim amca, der ve bir çanak ayran getirir.
Ahmet dayı bir dikişte içer. Çocuk;
-Amca yine getireyim der ve koşup bir çanak daha getirir.
Çocuk üçüncü kez ayran getirmek isteyince, Ahmet dayı;
-Tamam oğlum, annen kızar. Çocuk;
-Kızmaz amca, biz onu zaten dökecektik. İçine fare düştü de…
Ahmet dayı elindeki çanağı yere fırlatır. Çocuk bu kez bağırır;
-Anne ! Amca köpeğin çanağını kırdı.
Metrodaki bazı gözlemlerim
*Adam 60-65 yaşlarındaydı. Saçının, sakalının rengi, bunu
gösteriyordu.  Trene binmişti. Etrafına bakındı. Boş yer yoktu.
Dikildiği yerin yanında oturan gençler, ona bakmıyor, görmezden
geliyorlardı yer vermemek için… Sonraki durakta ikisi kalktı ve
trenden indi. Kendi kendime sordum; Sonraki durakta
ineceksiniz madem, neden o yaşlı adama kalkıp yer vermediniz?
*Bir gün de ben trene bindim. Bulunduğum yerde ayakta
sadece ben ve genç bir kız var. Birisi inmek için kalktı. Genç kız,
70 yaşındaki bu adamı hiç umursamadı ve hemen oraya oturdu.
Üstelik sonraki durakta da kalkıp indi. Buna ne dersiniz?
*Tren vagonlarındaki her kapının üst kısmında bir yazı var;
Kapılara yaslanmayın, tehlikelidir”. Bu yazıları okuyan sanırım
çok az. Görünüşte kültürlü olan pek çok gencin, aksine kapılara 
yaslandıklarını görüyoruz. İkaz etmek de pek zor oluyor.
*Yine vagonlarda hiç okunmayan başka bir yazı daha var, o da
şu; “Beyaz koltuklar gazi, engelli, hamile ve yaşlılara ayrılmıştır”.
Kimsenin bu yazıda belirtilen kurallara uymadığını görüyoruz.
Ramazan Bayramını kutladık
Bu yılda Müslümanlar orucunu tuttu, ibadetini yaptı. Sonunda da
bayramı kutladık; akraba ve dostlar birbirini ziyaret etti. İkramlarda
bulundular, ikramları kabul ettiler. Küsler barıştılar. İnsanlar sevgi
ve saygıda yarıştılar. Kendi kendime dedim ki; “Hergün bayram olsa”.
Tabii bayramı buruk yaşayanlar da oldu. Ülkesinde savaş olan, kan
dökülen, anasını-babasını, kardeşini, çocuğunu kaybeden, açlıkla,
yoklukla, acılar içinde mücadele eden Müslümanlar var. İnsanlar var.
Onlara da daima sabır, huzur ve kolaylıklar diliyoruz.
Vatan (Sn.Nurettin Özdemir’in şiiri 2.Bölüm)
Nurettin Özdemir, Hukukçu, Eski Milletvekili
şair ve yazar.
Vatan,
İsparta halısında bir gül
Ve Kütahya çinisinde
Ateşten bir laledir.

Vatan,
Ayder Yaylasının yeşilliğinde
Dağların, bulutların gözyaşı,
İp-ince bir şelaledir.

Vatan,
Hazar Gölü kıyısında
Şiirli bir akşam
Ve eski Harput’ta
Burcu yıkılmış bir kaledir.

Vatan,
Hudutta kolu bükülmeyen Fırat,
Ve Diyarbakır ovasında
Bereket taşıyan bir Dicle’dir.

Vatan,
Hakkari’de sıradağlar
Ki bölünmez
Yürek yüreğe, el eledir.



İzmir yollarında dolu dizgin bir süvari
Ve yağız atların boynunda
Zaferle uçuşan bir yeledir.

Vatan,
Ankara’da “Anıtkabir” da
Yanıpta, sönmeyecek bir meş’aledir.
***